Bir gazete şablonu. Sol üstte 10 Mayıs 2021 Pazartesi yazıyor. Üst ortada kırmızı arka plan üstünde beyaz harflerle, "gazete" yazıyor. Altında tek satırda sırayla, Dünyasını karartmadı, Mahkeme adalet bakanlığını mahkum etti, IQ'dan kaldı, ilaçsızlık öldürdü yazıyor. Ortada, kürsüde konuşma yapan bir kadın. Solunda, "Engelli kardeşlerimizi kucaklıyoruz, manşeti. Altta tırnak içinde, "unutmayalım ki asıl engel sevgisizliktir. Sevgi her engeli aşar!" yazıyor.

Engelliler Haftası ve Medya’da Engellilik Algısı

Herkese merhaba! Bu yazıda sizlere dünyada aynı biçimde önemsenmeye çalışılan “engelliler” ve engellenen bireylere ait gün ve haftalarda yapılan iletişim çalışmalarında kullanılan dilden ve bunun arkasında yatan algıdan bahsetmek istiyoruz. Dünyada pek çok önemli gün ve haftadan farklı olarak yalnızca engellilikle ilgili hem farkındalık günü hem de farkındalık haftası var. Bu durum engellilikle ilgili sadece bizim ülkemizde değil, dünyanın pek çok ülkesinde de farkındalığın tam gelişmediğini gösteriyor. Konuya ait daha çok önemli gün ve haftanın olması, aslında bir yandan “Biz bu soruna bakmak istemiyoruz” anlamına geliyor. Peki 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ve her yıl mayıs ayının ikinci haftasına denk gelen Dünya Engelliler Haftası’nda yapılan iletişim çalışmaları nasıl ilerliyor? Gelin Türkiye’de engellenen bireylere yönelik algıyı biraz konuşalım.

Bulutlar üstünde kırmızı peleriniyle süzülen tekerlekli sandalyeli erkek birey.

Hepimiz şöyle bir hafızalarımızı yoklasak, tekerlekli sandalyesi, koltuk değnekleri ya da beyaz bastonuyla kırmızı pelerinini takıp göklerde süzülen bir süper kahraman engellenen karakter görebiliriz. Mutlaka bir blog yazısı kapağında herkes “Masum, melek gibi engelli” karakteriyle tanışmıştır. Madalyonun diğer yüzüne baktığımızda engellenen bireyler sevilmesi, korunması ve yardım edilmesi gereken bir grup olarak görülüyor. Ek olarak yardıma muhtaç, mağdur engelliler göz önünde tutuluyor. Engellenen bireyler ya muhtaç ya da kahraman olmalı, bunu dışında bir seçeneği yok gibi…

Peki bu nasıl oluyor? Toplumun bir bölümü nasıl olur da içten içe acıdığı, kendini onlardan “üstün” gördüğü bir grubu aynı zamanda birer süper kahraman, toplumun masum yüzü, mucizeler yaratan karakterler olarak algılayabilir? Akla pek yatmıyor değil mi? Geceleri suçla savaşmayıp topluma hiç de yük olmadan bir bankada çalışan engellenen bireylerin gayet sıradan hayatlara sahip olması topluma neden kabul edilemez geliyor?

Hayır, bu yazıda Türkiye’deki engellilik algısının psikolojik ve sosyolojik kökenlerine inmiyoruz. Şunu söyleyebiliriz ki, engellenen bireyler hakkında medyada çıkan haberlerle birlikte kurumların engellilik alanında yürüttüğü iletişim çalışmaları Türkiye’de gerçeklikle alakası olmayan engellilik algısını pekiştiriyor.

Gelin 2020 Engellilik Haftası’nda medyada yazılanlara bir göz atalım!

Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan engelliler haftası mesajlarından bir örnek:

“Onlara engel olan en çok da biziz. Onların ise yürekleri, düşleri her türlü engeli aşacak seviyede.” (1)

Yüreğinde biriktirdiği sevgi ve güzel düşleri ile kaldırım üstüne park etmiş arabayı fark eden ve hop diye karşı tarafa atlayan bir kör birey hayal edelim. Çok iyimser ve gerçek dışı bir hayal olurdu değil mi?

Sıradaki örnek de Sözcü Gazetesi’nden geliyor:

Engelliler bizlerin, yani milletin aynasını oluşturur.” (2)

Engellenen bireylere kendi başına bir birey olma hakkı dahi tanımamak, engellenen bireyleri toplumu oluşturan insanların bir yansıması olarak görmek de engellenen bireylere bakış açısını ifşa eden bir söz olarak karşımıza çıkıyor.

Bu da Sabah Gazetesi’nden:

“Engelli olmak bir engel değildir, yalnızca aşılması gereken bir düşüncedir.” (3)

Peki buna ne diyelim? Aristo’nun bu sözü okumadan dünyadan göçüp gitmesi kendi hayrına olsa gerek. Biraz efor sarf ederek şu sözü anlamaya çalışalım. Engelli dediğimiz bir kişi var ancak bu kişi engelli olarak nitelendirilmesine rağmen aslında engellenmiyor (?). Yalnızca aşamadığı birkaç düşünce nedeniyle erişilebilirlik sorunları yaşıyor. Akla ve mantığa pek yatmıyor gibi…

Engelliler Haftası’na ilişkin verilen mesajların en belirgin ortak özelliği de şudur: Engellenen bireyler ile “diğerleri” arasında hiyerarşik bir ayrım yapması. Bu hiyerarşi Tükiye ve dünyadaki yardım temelli engellilik algısının temelini oluşturuyor. Medyada hiyerarşik ayrımın bu kadar keskin sınırlarla verilmesi engellenen bireylerin diğer insanlar gibi sıradan bir hayata sahip olması düşüncesinin önünde bir engel teşkil ediyor.

Gelin şimdi sizin için hazırladığımız engellilik algısı testine bir göz atın. 🙂

BLOGUMUZA ABONE OLUN